<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Sohbet - Chat Odaları - Tarih]]></title>
		<link>http://forum.ozlemsohbet.com/</link>
		<description><![CDATA[Sohbet - Chat Odaları - http://forum.ozlemsohbet.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 20:49:50 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Abd'nin Vietnam Yenilgisi]]></title>
			<link>http://forum.ozlemsohbet.com/konu-abd-nin-vietnam-yenilgisi.html</link>
			<pubDate>Wed, 07 Nov 2018 23:38:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.ozlemsohbet.com/member.php?action=profile&uid=1">Jiyan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.ozlemsohbet.com/konu-abd-nin-vietnam-yenilgisi.html</guid>
			<description><![CDATA[Vietnam savaşı<br />
<br />
kuzey Vietnam ve abd destekledigi güney Vietnam savaşı abd kaybetigi savaş diyebiliriz. aslında savaşı kaybetmenin en büyük nedeni<br />
abd yaşayan vatandaşlarının protestosu.<br />
<br />
Vietnam Savaşının Kısa Tarihi<br />
BD'nin stratejisi toprak ele geçirmek değil gerillaların savaşma kapasitesini yavaş da olsa yok etmekti. Fakat ağır kayıplar vermesine rağmen NLF savaşmaya devam etti ve Amerikan askerlerinin çekildiği bölgeleri tekrar tekrar ele geçirdi.<br />
<br />
Gerillaları sivillerden ayırmak çoğu zaman zordu ve zorlu doğal yapı içinde kolaylıkla ilerliyorlardı. Amerikan hava kuvvetleri, gerillaların sığınak olarak kullandığı ormanı yoketmek içi milyonlarca galon zehirli Portakal Gazı kullandı.<br />
<br />
Napalm da dahil olmak üzere ağır bombardıman devam etti fakat gerillalar uçaksavarlar ve Sovyet ve Çinli müttefiklerinin sağladığı uçaklarla karşılık verdi.<br />
<br />
1967'nin sonunda Vietnam'da 485 bin Amerikan askeri vardı. Kayıpların artması ABD'de sivil protestoların başlamasına sebep oldu.<br />
<br />
Abd büyük kayip verdigi bir gerçek ama diğer bir gerçek var ki Vietnam gerillari daha büyük kayıplar vardi Abd geri cekilmesin en büyük nedeni<br />
abd yaşayan insanların protestolarından kaynaklı idi aslında abd yaşanlar Vietnamda yaşan görütüleri gördüler ve abdli vatantaşlar ayaklandı<br />
çünkü abd orda kayıp veriyordu ve aynı zamanda sivileri öldürüyordu. sayısız görtüntülerde sayısız sivil bombalanıyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Vietnam savaşı<br />
<br />
kuzey Vietnam ve abd destekledigi güney Vietnam savaşı abd kaybetigi savaş diyebiliriz. aslında savaşı kaybetmenin en büyük nedeni<br />
abd yaşayan vatandaşlarının protestosu.<br />
<br />
Vietnam Savaşının Kısa Tarihi<br />
BD'nin stratejisi toprak ele geçirmek değil gerillaların savaşma kapasitesini yavaş da olsa yok etmekti. Fakat ağır kayıplar vermesine rağmen NLF savaşmaya devam etti ve Amerikan askerlerinin çekildiği bölgeleri tekrar tekrar ele geçirdi.<br />
<br />
Gerillaları sivillerden ayırmak çoğu zaman zordu ve zorlu doğal yapı içinde kolaylıkla ilerliyorlardı. Amerikan hava kuvvetleri, gerillaların sığınak olarak kullandığı ormanı yoketmek içi milyonlarca galon zehirli Portakal Gazı kullandı.<br />
<br />
Napalm da dahil olmak üzere ağır bombardıman devam etti fakat gerillalar uçaksavarlar ve Sovyet ve Çinli müttefiklerinin sağladığı uçaklarla karşılık verdi.<br />
<br />
1967'nin sonunda Vietnam'da 485 bin Amerikan askeri vardı. Kayıpların artması ABD'de sivil protestoların başlamasına sebep oldu.<br />
<br />
Abd büyük kayip verdigi bir gerçek ama diğer bir gerçek var ki Vietnam gerillari daha büyük kayıplar vardi Abd geri cekilmesin en büyük nedeni<br />
abd yaşayan insanların protestolarından kaynaklı idi aslında abd yaşanlar Vietnamda yaşan görütüleri gördüler ve abdli vatantaşlar ayaklandı<br />
çünkü abd orda kayıp veriyordu ve aynı zamanda sivileri öldürüyordu. sayısız görtüntülerde sayısız sivil bombalanıyordu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2200 Yıllık Kıra Sozlesmesi :)]]></title>
			<link>http://forum.ozlemsohbet.com/konu-2200-yillik-kira-sozlesmesi.html</link>
			<pubDate>Fri, 10 Mar 2017 18:10:51 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.ozlemsohbet.com/member.php?action=profile&uid=176">X</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.ozlemsohbet.com/konu-2200-yillik-kira-sozlesmesi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Seferihisar'daki kazılarda mermer üzerine yazılmış ve 2 bin 200 yıllık olduğu belirtilen bir kira sözleşmesi bulundu<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">İzmir'in Seferihisar İlçesi'ndeki Teos antik kentinde sürdürülen çalışmalarda günışığına çıkarılan 2200 yıllık yazıt, Anadolu'daki en kapsamlı 'kira sözleşmesi'ni ortaya koydu. 1 kefil ve kentin ileri gelenlerinden oluşan 6 şahitle yapılan sözleşmede, içerisinde binalar bulunan arazinin uygun kullanılmaması durumunda uygulanacak cezalar da yer alıyor.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kazı ekibinde yer alan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Adak, Ionia'nın önde gelen kentlerinden biri olan ve M.Ö 1100'de kurulan Teos antik kentiyle ilgili Herodot'un bilgiler verdiğini hatırlattı. Prof. Dr. Adak, "Herodot bu kentle ilgili 'Dünyanın en ılımlı yerinde' der. Kent, günümüzde Seferihisar ilçesi sınırlarındadır. 1960'lı yıllarda da kazılar yapıldı ama, 2010 yılından bu yana kazılar Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Kadıoğlu başkanlığında sürüyor" dedi.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAZITLARLA BİR KENTİN OMURGASINI ÇIKARABİLİYORUZ</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Teos'ta pek çok yazıt olduğunu kaydeden Prof. Dr. Mustafa Adak sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">"Yazıt açısından Teos, Anadolu'nun en verimli ve yazıtların içeriği açısından en tatmin edici kentlerden biri. Yazıtların değerlendirilmesiyle o kentin sosyal, idari, dini yapısı belirlenebiliyor. Bir anlamda kentin omurgasını çıkarabiliyorsunuz. Özellikle Hellenistik ve Roma dönemi hakkında çok güzel bilgiler veren yazıtlar arasında vakıf yazıtları, kral mektupları ve başka kentlerle yapılan anlaşmalar var. 2010 yılına kadar Teos'tan çıkarılan 200 yazıt biliniyordu. Bizim çalışmalarımızla birlikte yazıt sayısı ikiye katlandı. 2016 yılında yaklaşık 400 yazıt oldu. Bu yazıtların hepsini yüzeyde bulmadık. Kazı esnasında da bulundu."<br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR KİRA SÖZLEŞMESİ</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">2016 yılı kazı çalışmalarında çok sayıda yazıt kopyaladıklarını kaydeden Prof. Dr. Adak şunları anlattı:</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">"Ancak yazıtlar arasında birisi gerçekten çok ilginç. İçeriği epeyce zengin. Yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde bir mermer stele bir anlaşma yazılmış. Anlaşma 58 satırdan oluşuyor. Çok ayrıntılı bir kira anlaşması. Yazıtın içeriğine göre kentin Gymnasium'ndaki 20 ile 30 yaş grubundaki Neoslar, Teos'lu bir vatandaştan bir miras edinmişler. Şahıs, içinde yapılar, köleler, kutsal sunak bulunan arazisini Neoslar'a bağışlamış. Neoslar da çeşitli masraflarını karşılamak ve her yıl düzenli olarak o araziden gelir elde etmek için kiraya vermişler. Yazıtta arazi önceden kime aitti? İçinde neler var? Hepsi anlatılmış. Bir kutsal sunaktan da sözedilmiş. Neoslar sözleşmede 'kutsal' olarak nitelendirilen bu araziyi yılda 3 gün kullanmak istediklerini bile belirtmişler. O dönemde de arazilerden devlet tarafından vergi alınıyordu ancak arazi 'kutsal' olarak nitelendirildiği için vergiden muaf tutulmuş. Anlaşılan arazi açık artırmayla kiralanmış. Bir tellal tutulmuş ve herkese duyurulmuş. Bazı kişiler talip olmuşlar. Daha sonra kimin kiralayacağına karar verilmiş. Kiralayanın ismi yazıtta belirtiliyor."</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Sözleşmede çok sayıda şartın bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Adak, "Kiracının bu şartları yerine getirmesi için 1 kefil gerekiyor. Kefilin ve kefilin babasının ismi hepsi biliniyor. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi için 6 da şahit istenmiş. Çok ilginçtir. 6 şahidin 3'ü kentin baş yöneticileri" diye konuştu.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEZA FORMÜLLERİYLE DONATILMIŞ</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Teos'ta günışığına çıkan yazıtın Anadolu'daki en ilginç kira yazıtı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Adak şunları söyledi:</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">"Bu yazıt Gymnasium'un yapısını, Neoslar'ın mal sahibi olabildiklerini ve bunları kiraya çıkararak gelir elde ettiklerini gösteriyor. Bu anlamda antik dünyada başka hiçbir örnek yok. O açıdan çok ilginç. Yazıtın neredeyse yarısı ceza formülleriyle donatılmış. Kiracı zarar verirse, arazinin yıllık bakımını yapmazsa, binaları bakımsız bırakırsa ceza ödeyeceği anlatılmış. Ayrıca kiraya veren Neoslar her yıl araziyi denetleyeceklerini, arazinin verimliliğinin kesinlikle azalmamasını da yazmışlar."<br />
<a href="http://hizliresim.com/brYPad" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/brYPad.jpg" alt="[Resim: brYPad.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'İLGİNÇ İKİ HUKUKİ TERİM İLK KEZ BELGELENİYOR'</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kira sözleşmesinde ilginç iki hukuki terimin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Adak, "Yazıtta iki hukuki terim var. Büyük sözlüklerde bu terimler yok. İlk defa belgeleniyor. O terimlerin tam olarak ne anlama geldiğini antik yazarları ve hukuki metinleri inceleyerek çıkarmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Anadolu'daki antik kentlerde kira sözleşmelerinin çok fazla olmadığını kaydeden Prof. Dr. Mustafa Adak, Teos'taki yazıtın pek çok ayrıntıya yer vermesi açısından hayli değerli olduğunu söyledi.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'NEOSLAR, TEOS'UN YENİ VATANDAŞLARI'</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Neoslar'la ilgili bilgiler de veren Prof. Dr. Mustafa Adak, antik çağda vatandaşlık kavramının çok önemli olduğunu ve çocukların anne- babasının vatandaş olması şartıyla 20 yaşında vatandaşlık alabildiklerini belirtti. 20- 30 yaş grubundaki Neoslar'ın kentten beklentileri olduğu gibi, kente belli külfetlerinin de bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Adak, Gymnasium'daki Neoslar'ın kentin en önemli vatandaş grubu olarak kabul edilmelerinin nedenini ise "Neoslar hem siyasette hem de halk meclisi ve danışma meclislerinde yer alıp memuriyetler üsteleniyordu" diye açıkladı.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'SOSYAL HAYAT VE HUKUK SİSTEMİ HAKKINDA BİLGİ VERİYOR'</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kazı Başkanı Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Kadıoğlu ise yazıtın Dionysos Tapınağı'nın batısındaki alanda bulunduğunu kaydetti.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Prof. Dr. Kadıoğlu, "Yazıt Teos'un Hellenistik Dönem'de sosyal yaşamı ve hukuk sistemi hakkında bize önemli bilgiler vermektedir" dedi. Ionia Bölgesi'nin 12 kentinden biri olan Teos antik kentinin 1764- 1765 ve 1862 yıllarında İngiliz Dilettanti Cemiyeti (Society of Dilettanti), 1924- 1925 yıllarında Fransızlar ve 1962 ile 1967 yılları arasında Ankara Üniversitesi'nden Yusuf Boysal ile Baki Öğün tarafından araştırıldığını belirten Prof. Dr. Kadıoğlu, 1980- 1992 yıllarında Duran Mustafa Uz'un hem Dionysos Tapınağı'nda hem de Arkaik Tapınak'ta sınırlı sondaj çalışmaları; 1993- 1996 yıllarında ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden Numan Tuna'nın kentte kısa süreli yüzey araştırmaları gerçekleştirdiğini kaydetti</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Seferihisar'daki kazılarda mermer üzerine yazılmış ve 2 bin 200 yıllık olduğu belirtilen bir kira sözleşmesi bulundu<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">İzmir'in Seferihisar İlçesi'ndeki Teos antik kentinde sürdürülen çalışmalarda günışığına çıkarılan 2200 yıllık yazıt, Anadolu'daki en kapsamlı 'kira sözleşmesi'ni ortaya koydu. 1 kefil ve kentin ileri gelenlerinden oluşan 6 şahitle yapılan sözleşmede, içerisinde binalar bulunan arazinin uygun kullanılmaması durumunda uygulanacak cezalar da yer alıyor.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kazı ekibinde yer alan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Adak, Ionia'nın önde gelen kentlerinden biri olan ve M.Ö 1100'de kurulan Teos antik kentiyle ilgili Herodot'un bilgiler verdiğini hatırlattı. Prof. Dr. Adak, "Herodot bu kentle ilgili 'Dünyanın en ılımlı yerinde' der. Kent, günümüzde Seferihisar ilçesi sınırlarındadır. 1960'lı yıllarda da kazılar yapıldı ama, 2010 yılından bu yana kazılar Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Kadıoğlu başkanlığında sürüyor" dedi.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAZITLARLA BİR KENTİN OMURGASINI ÇIKARABİLİYORUZ</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Teos'ta pek çok yazıt olduğunu kaydeden Prof. Dr. Mustafa Adak sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">"Yazıt açısından Teos, Anadolu'nun en verimli ve yazıtların içeriği açısından en tatmin edici kentlerden biri. Yazıtların değerlendirilmesiyle o kentin sosyal, idari, dini yapısı belirlenebiliyor. Bir anlamda kentin omurgasını çıkarabiliyorsunuz. Özellikle Hellenistik ve Roma dönemi hakkında çok güzel bilgiler veren yazıtlar arasında vakıf yazıtları, kral mektupları ve başka kentlerle yapılan anlaşmalar var. 2010 yılına kadar Teos'tan çıkarılan 200 yazıt biliniyordu. Bizim çalışmalarımızla birlikte yazıt sayısı ikiye katlandı. 2016 yılında yaklaşık 400 yazıt oldu. Bu yazıtların hepsini yüzeyde bulmadık. Kazı esnasında da bulundu."<br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR KİRA SÖZLEŞMESİ</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">2016 yılı kazı çalışmalarında çok sayıda yazıt kopyaladıklarını kaydeden Prof. Dr. Adak şunları anlattı:</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">"Ancak yazıtlar arasında birisi gerçekten çok ilginç. İçeriği epeyce zengin. Yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde bir mermer stele bir anlaşma yazılmış. Anlaşma 58 satırdan oluşuyor. Çok ayrıntılı bir kira anlaşması. Yazıtın içeriğine göre kentin Gymnasium'ndaki 20 ile 30 yaş grubundaki Neoslar, Teos'lu bir vatandaştan bir miras edinmişler. Şahıs, içinde yapılar, köleler, kutsal sunak bulunan arazisini Neoslar'a bağışlamış. Neoslar da çeşitli masraflarını karşılamak ve her yıl düzenli olarak o araziden gelir elde etmek için kiraya vermişler. Yazıtta arazi önceden kime aitti? İçinde neler var? Hepsi anlatılmış. Bir kutsal sunaktan da sözedilmiş. Neoslar sözleşmede 'kutsal' olarak nitelendirilen bu araziyi yılda 3 gün kullanmak istediklerini bile belirtmişler. O dönemde de arazilerden devlet tarafından vergi alınıyordu ancak arazi 'kutsal' olarak nitelendirildiği için vergiden muaf tutulmuş. Anlaşılan arazi açık artırmayla kiralanmış. Bir tellal tutulmuş ve herkese duyurulmuş. Bazı kişiler talip olmuşlar. Daha sonra kimin kiralayacağına karar verilmiş. Kiralayanın ismi yazıtta belirtiliyor."</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Sözleşmede çok sayıda şartın bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Adak, "Kiracının bu şartları yerine getirmesi için 1 kefil gerekiyor. Kefilin ve kefilin babasının ismi hepsi biliniyor. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi için 6 da şahit istenmiş. Çok ilginçtir. 6 şahidin 3'ü kentin baş yöneticileri" diye konuştu.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEZA FORMÜLLERİYLE DONATILMIŞ</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Teos'ta günışığına çıkan yazıtın Anadolu'daki en ilginç kira yazıtı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Adak şunları söyledi:</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">"Bu yazıt Gymnasium'un yapısını, Neoslar'ın mal sahibi olabildiklerini ve bunları kiraya çıkararak gelir elde ettiklerini gösteriyor. Bu anlamda antik dünyada başka hiçbir örnek yok. O açıdan çok ilginç. Yazıtın neredeyse yarısı ceza formülleriyle donatılmış. Kiracı zarar verirse, arazinin yıllık bakımını yapmazsa, binaları bakımsız bırakırsa ceza ödeyeceği anlatılmış. Ayrıca kiraya veren Neoslar her yıl araziyi denetleyeceklerini, arazinin verimliliğinin kesinlikle azalmamasını da yazmışlar."<br />
<a href="http://hizliresim.com/brYPad" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/brYPad.jpg" alt="[Resim: brYPad.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'İLGİNÇ İKİ HUKUKİ TERİM İLK KEZ BELGELENİYOR'</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kira sözleşmesinde ilginç iki hukuki terimin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Adak, "Yazıtta iki hukuki terim var. Büyük sözlüklerde bu terimler yok. İlk defa belgeleniyor. O terimlerin tam olarak ne anlama geldiğini antik yazarları ve hukuki metinleri inceleyerek çıkarmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Anadolu'daki antik kentlerde kira sözleşmelerinin çok fazla olmadığını kaydeden Prof. Dr. Mustafa Adak, Teos'taki yazıtın pek çok ayrıntıya yer vermesi açısından hayli değerli olduğunu söyledi.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'NEOSLAR, TEOS'UN YENİ VATANDAŞLARI'</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Neoslar'la ilgili bilgiler de veren Prof. Dr. Mustafa Adak, antik çağda vatandaşlık kavramının çok önemli olduğunu ve çocukların anne- babasının vatandaş olması şartıyla 20 yaşında vatandaşlık alabildiklerini belirtti. 20- 30 yaş grubundaki Neoslar'ın kentten beklentileri olduğu gibi, kente belli külfetlerinin de bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Adak, Gymnasium'daki Neoslar'ın kentin en önemli vatandaş grubu olarak kabul edilmelerinin nedenini ise "Neoslar hem siyasette hem de halk meclisi ve danışma meclislerinde yer alıp memuriyetler üsteleniyordu" diye açıkladı.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'SOSYAL HAYAT VE HUKUK SİSTEMİ HAKKINDA BİLGİ VERİYOR'</span><br />
<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kazı Başkanı Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Kadıoğlu ise yazıtın Dionysos Tapınağı'nın batısındaki alanda bulunduğunu kaydetti.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Prof. Dr. Kadıoğlu, "Yazıt Teos'un Hellenistik Dönem'de sosyal yaşamı ve hukuk sistemi hakkında bize önemli bilgiler vermektedir" dedi. Ionia Bölgesi'nin 12 kentinden biri olan Teos antik kentinin 1764- 1765 ve 1862 yıllarında İngiliz Dilettanti Cemiyeti (Society of Dilettanti), 1924- 1925 yıllarında Fransızlar ve 1962 ile 1967 yılları arasında Ankara Üniversitesi'nden Yusuf Boysal ile Baki Öğün tarafından araştırıldığını belirten Prof. Dr. Kadıoğlu, 1980- 1992 yıllarında Duran Mustafa Uz'un hem Dionysos Tapınağı'nda hem de Arkaik Tapınak'ta sınırlı sondaj çalışmaları; 1993- 1996 yıllarında ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden Numan Tuna'nın kentte kısa süreli yüzey araştırmaları gerçekleştirdiğini kaydetti</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[DiyarBekir Sur'ları..]]></title>
			<link>http://forum.ozlemsohbet.com/konu-diyarbekir-sur-lari.html</link>
			<pubDate>Thu, 09 Mar 2017 18:00:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.ozlemsohbet.com/member.php?action=profile&uid=176">X</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.ozlemsohbet.com/konu-diyarbekir-sur-lari.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><a href="http://hizliresim.com/qbRbLW" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/qbRbLW.jpg" alt="[Resim: qbRbLW.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
Diyarbakır’ın simgesi niteliğinde olan Diyarbakır surlarının ilk defa MÖ.3.000-4.000 yıllarında Huriler tarafından bugünkü İçkale’nin olduğu yerde yapılmıştır. Bu surlardan günümüze yok denilecek kadar az kalıntı gelebilmiştir. Bugünkü surlar MS.346 yılında İmparator II.Constantinius tarafından yaptırılmıştır. <br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır surları, dünyadaki en uzun surlardan Çin Seddi’nden sonra gelmektedir. Ancak Çin Seddi,  Diyarbakır surları kadar üzerindeki yazıtları, burçları ile bezemeleri yönünden görkemli değildir. Diyarbakır Surları Bazalt Taştan, Çin Seddi ise ahşaptan yapılmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günümüzde bir açık hava müzesi konumunda olan Diyarbakır sur ve kaleleri Roma döneminden sonra bölgeye egemen olan Bizans, Abbasi, Mervan, Selçuklu, Artuklu, İnallı, Nisanlı, Eyyubi, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde de önemini korumuş ve yeni eklemeler yapılarak onarılmıştır. Ancak yapılan bütün bu onarım ve korumaya karşılık ana mimari özelliğini kaybetmemiştir. Bununla beraber her dönem kendi özelliğini de buraya yansıtmıştır. Nitekim burçlar üzerinde değişik dillerde yazılmış kitabeler, güneş, yıldız, çift başlı kartal, aslan, kaplan, boğa, at ve akrep gibi kabartma motifler de bunu açıkça göstermektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır sur ve kaleleri, Diyarbakır’ın yakınındaki Karacadağ’dan getirilen bazalt bir tabaka üzerine yine bazalt taşlardan yapılmıştır. Bu surların uzunluğu yaklaşık 5.700 m. olup, yükseklikleri 8-12 m. arasında değişmekte, genişliği de 3-4 m.dir. Surlar üzerinde yuvarlak, dörtgen, beşgen, altıgen şekillerinde 82 burç yapılmıştır. Bu surlar Dağ Kapısı (Harput Kapısı), Urfa Kapısı (Rum veya Halep Kapısı), Mardin Kapısı (Tell Kapısı) ve Yeni Kapı (Satt veya Dicle Kapısı) isimli dört ünlü kapısı bulunmaktadır. Bu kapılar daha çok Mezopotamya’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Diyarbakır’a giriş ve çıkışların kontrol altında tutulmasında önemli rol oynamıştır. XIX.yüzyılın başlarına kadar sur kapıları güneşin doğuşu ile açılır, güneşin batışı ile kapanırmış. Kapılar kapanınca kimse ne içeri girebiliyor nede dışarı çıkabiliyormuş. 1853 yılında Diyarbakır’ı ziyaret eden gezgin H.Petermann’ın anılarında; güneş battıktan sonra Diyarbakır’a ulaştığı, kapıların kapalı olması nedeniyle sur dışında sabaha kadar beklemek zorunda kaldığını yazmıştır.  İki silindirik burcun arasında bulunan Dağ Kapısı’nın (Harput Kapısı) üzerinde Roma İmparatoru Valentininaus’un Latince, Bizans İmparatoru II.Teodosius’un Grekçe kitabelerinin yanı sıra Abbasi ve Mervani dönemlerine ait onarım kitabeleri yer almaktadır.Bu kapı iki katlı olup, alt katta Mervani döneminde yapılan bir mescit bulunmaktadır. Günümüzde Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mardin Kapısı (Tell Kapısı) Halife Murtezid Billah’ın Diyarbakır’ı ele geçirmesinden sonra burasının asilerin barınağı olarak kullanılmasını önlemek amacı ile surların güney tarafını yıktırmıştır. Bu bölümde bulunan kapı üzerindeki kitabeye göre; 909-910 tarihlerinde Halife Muktedir Billah ve veziri Ali bin Muhammed’in yardımlarıyla, Cerceralı İshak oğlu Yahya’nın idaresinde Cemil oğlu Diyarbakırlı mühendis Ahmet tarafından onarılmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Surların doğusundaki Yeni Kapı (Dicle Kapısı) 1240-1241 tarihlerinde Bizans döneminde yapılmış, basık kemerli tek girişli bir kapıdır.Surların batısında bulunan Urfa Kapısı (Rum Kapısı) üç girişli olup, V.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kapı üzerindeki bir kitabeden Artuklu döneminde Sultan Mehmet tarafından onarıldığı ve üzerinde insan ve hayvan figürlerinin bulunduğu demir kapı kanatlarının buraya eklendiği öğrenilmiştir. Bu kapı diğerlerinden daha farklı ve büyük olup, ortadaki kapı Osmanlı döneminde Saltanat veya Hümayun Kapısı olarak tanınmıştır. Osmanlı padişahları bu kapıdan sefere çıkar ve dönüşlerine kadar da kapının taşla örüldüğü söylenmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedi Kardeş, Evli Beden, Nur, Keçi, Kral Kızı ve Akrep burçları en ünlü kale burçlarıdır. Bu burçların üzerinde çeşitli kabartmalar, hayvan figürleri ve kitabeler başta olmak üzere çeşitli bezemeler bulunmaktadır. Roma ve Bizans dönemine ait yazıt ve figürler daha çok Dağ Kapı’da, Abbasi dönemine ait yazıtlar Dağ Kapı ile Mardin Kapı’da bulunmaktadır. Abbasi dönemine ait kitabelerden birisinde Anadolu’nun bilinen ilk mühendislerinden söz edilmektedir: “Allah adıyla başlarım. Müslümanların emiri imam Cafer el-Muktedir Billah’ın emriyle Cercera’lı İshak oğlu Yahya’nın yönetiminde ve mühendis Cemil oğlu Amid’li Amhed’in gözetiminde yapıldı.” </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır Mervaniler döneminde büyük bir onarım faaliyetine sahne olmuştur. Surların pek çok yerinde de Mervanilerin kitabelerine rastlanmaktadır. Bugün sanat galerisi olarak kullanılan Mervanilerin yapmış olduğu mescit’te şunlar yazılıdır: “Allah’ın mescitlerini, ancak Allaha ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve Allah’tan başkasından kokmayanlar doldurur.”Büyük Selçuklular Dönemi’nden günümüze gelebilen kitabeler daha çok Nur Burcu’nda görülmektedir. Artuklu kitabeleri daha çok Yedi Kardeş, Evli Beden, Urfa Kapı ve İçkale’de görülmektedir. Bu kitabelerin birinde de şöyle denilmektedir: “Yapılmasını efendimiz, bilgin, adil ve mücahid kral, muzaffer ve güçlü insan, dinin ve dünyanın yardımcısı, İslam’ın ve Müslümanların sultanı Sultan Melik Salih emretmiştir.” </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır Surları Eyyübiler döneminde büyük bir onarım görmüştür. Bugün “Hindibaba Kapısı” ile “Dağ Kapı” arasında kalan burç ve bedenlerde Eyyübi’lere ait kitabelere rastlanmaktadır. Bunlardan birisinde; “Eyyüpoğlu Ebubekir’in yükseklikler sahibi Sultan Melik Kamiloğlu, Müslümanların ve İslamın Padişahı, din ve dünyanın yıldızı Ebu’l-fet Eyüp Melik Salih Sultan Efendimiz aziz olsun.” Yazılıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır surlarını daha da gösterişli ve görkemli yapan figürlerin büyük bir kısmı Selçuklu ve Artuklu dönemlerine aittir. Bu figürlerin çoğunda Şamanizm’in etkisi görülmekte olup, Orta Asya sanatı ile İslam sanatı burada bir karışım halindedir.Sur duvarları arasında bulunan 82 burçtan çoğu yuvarlaktır. Bazıları da 6 veya 4 köşelidir. Şehrin Dicle vadisine bakan ve savunması daha kolay olan cephelerindeki burçlar daha çok 4 köşeli ve seyrektir. Dağ Kapı isle Urfa Kapısı arasında kalan ve saldırıya açık olan bölgedeki burçlar daha sık ve yuvarlaktır. Ayrıca bunlar takviye duvarları ile daha da sağlamlaştırılmış olup, Artuklu döneminde buraya eklenen burçlar büyüklük ve taş bezeme yönü ile de diğerlerinden ayrılmaktadır. <br />
<a href="http://hizliresim.com/ld9dnb" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/ld9dnb.jpg" alt="[Resim: ld9dnb.jpg]" class="mycode_img" /></a></span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burçlar genellikle iki katlı, bazıları da üç veya dört katlıdır. Bunların alt katları depo ve ambar olarak, üst katları da savunma amaçlı kullanılmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evlibeden Burcu ile Yedi Kardeş Burcu surların güneyinde yer almakta olup, 1208 yılında Artuklu hükümdarı Melik Salih adına Mimar Caferoğlu İbrahim tarafından yapılmıştır. Silindirik yapısı, onu çevreleyen kitabesi, çift başlı kartal, kanatlı aslan kabartmalarıyla oldukça görkemli olan Ulu Beden Burcu ile Yedi Kardeş Burcu plan ve bezeme yönünden birbirine benzemektedirler. Bu burçlarla ilgili bir de efsane vardır: <br />
Bu efsaneye göre devrin hükümdarı bir yarışma düzenlemiş ve bu burçların bulunduğu yerde planlarını da kendisinin çizdiği, çok sağlam ve çok yüksek iki ayrı burç yapılmasını istemiştir. Diyarbakır’da bu işi başarabilecek iki kişi varmış. Bunlardan biri usta, diğeri de onun kalfası imiş. Ustanın dileği ustalığını bir kez daha göstermek; kalfanınki ise ustasını geçmekmiş. Usta Yedi Kardeş’ler Burcu’nu, kalfa da Evli Beden Burcu’nu yapmıştır. Burçların yapımı tamamlanınca hükümdar kalfanın burcunu daha çok beğenmiş, buna çok üzülen usta da kendini burçlardan aşağıya atmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diğer bir efsaneye göre ise, düşmanlar Diyarbakır’ı kuşatmış, günler süren çatışmalardan sonra yedi kardeşin savunduğu burç dışında tüm kent düşmüştür. Kenti kuşatan kral anlaşmak için kardeşlere bir elçi yollamıştır. Yedi kardeş elçiye teslim olma koşullarını şöyle iletmişlerdir; Burcu teslim almaya kral ve komutanlar gelecek ve teslim olduklarında yedi kardeşin canları bağışlanacaktır. Kral kardeşlerin koşullarını kabul etmiş ve komutanlarıyla birlikte burca girmiştir. Ancak onlar içeri girer girmez yedi kardeş barut deposunu havaya uçurmuşlardır. Patlamayla birlikte kral, komutanları ve yedi kardeş ölmüş, şehir de kurtulmuştur. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mardin Kapısı’nın doğusunda, yontulmuş kaya kütlesinin üzerinde yer alan Keçi Burcu surların en eski ve en büyük burcudur. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen bu burcun üzerinde, 1223 yılında Mervanoğlu tarafından onarıldığını belirten bir kitabe bulunmaktadır. On bir kemerli bu burcun bir dönem mabet olarak kullanıldığı sanılmaktadır.Yedi Kardeş Burcu’na bitişik olan Nur Burcu Selçuklu döneminin en güzel eserlerinden biridir. Bu burç, 1268 yılında Selçuklu Hükümdarı Melik Şah tarafından yaptırılmıştır. Duvarlarında kabartma halinde koşan at, aslan, geyik ve kadın figürleri işlenmiştir. Ayrıca burada İslam ikonografisinde ender görülen “çıplak kadın” kabartmasının işlenmiş oluşu dikkat çekicidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır surları birçok kuşatmalarda, istilalarda tarih boyunca önemli rol oynamıştır. 1930’lu yıllarda Diyarbakır’ın hava alabilmesi için bu surların yıkılması yönünde bir görüş ortaya atılmış ve şehir valisi bu surları birkaç yerden yıkmaya çalışmışsa da 1932 yılında buraya gelen Prof.Dr.Albert Gabriel ve şehir aydınlarının çabaları sonucunda bu yıkım engellenmiştir. <br />
XX.yüzyılın ikinci yarısından sonra Diyarbakır nüfusunun sur içerisinden dışarıya taşması ile Diyarbakır’ın tarihi ve mimari dokusu yozlaşırken bundan en çok da surlar ile sur içerisindeki evler ve sokaklar etkilenmiştir. Özellikle surların Mardin Kapısı ile Urfa Kapısı arasında kalan dış bölümleri, Mardin Kapısı ile İçkale arasındaki bölümler tahribata uğramış ve bu bölgeler gecekondu yapılanması ile karşı karşıya kalmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günümüzde Diyarbakır Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Çekül Vakfı’nın imzaladığı bir protokol ile “koruma projesi” hazırlanmıştır.Diyarbakır Kalesi’nin hangi tarihte yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Dicle Nehri’nin 100 m. kadar yükseğindeki Fis Kayası, İçkale’nin ilk yerleşme yeri olduğu düşünülebilir. Ayrıca bu bölgede Huriler zamanında da bir kale yapıldığı sanılmaktadır. MS.349’da Roma imparatoru II.Constanius bu kalenin etrafını surlarla çevirmiştir. <br />
<a href="http://hizliresim.com/YDJDYl" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/YDJDYl.jpg" alt="[Resim: YDJDYl.jpg]" class="mycode_img" /></a></span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır Kalesi, Dışkale ve İçkale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Diyarbakır’da hüküm süren devletler bu kaleyi onarmıştır. Bu bakımdan kalede her dönemin izlerine rastlanmaktadır. <br />
Dışkale’nin kuzeydoğu köşesinde İçkale bulunmaktadır. Bu kale de surlarla çevrilmiştir. İçkale içerisinde Virantepe denilen yerde surlarla çevrili bir bölüm daha bulunmaktadır. Virantepe’de yapılan kazılar XIII.yüzyılda Artukoğulları döneminde bir saray yapıldığını ortaya çıkarmıştır. İçkale Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1524-1526 yıllarında genişletilmiş, on altı burç ile iki kapı eklenmiş ve surlarla çevrilmiştir. Bu kalenin fethi Oğrun, Saray ve Küpeli isimli kapıları Diyarbakır şehrine açılmaktadır. 2015 yılında Diyarbakır Surları Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alındı.<br />
<a href="http://hizliresim.com/LyEyBG" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/LyEyBG.jpg" alt="[Resim: LyEyBG.jpg]" class="mycode_img" /></a>  </span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><a href="http://hizliresim.com/qbRbLW" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/qbRbLW.jpg" alt="[Resim: qbRbLW.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
Diyarbakır’ın simgesi niteliğinde olan Diyarbakır surlarının ilk defa MÖ.3.000-4.000 yıllarında Huriler tarafından bugünkü İçkale’nin olduğu yerde yapılmıştır. Bu surlardan günümüze yok denilecek kadar az kalıntı gelebilmiştir. Bugünkü surlar MS.346 yılında İmparator II.Constantinius tarafından yaptırılmıştır. <br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır surları, dünyadaki en uzun surlardan Çin Seddi’nden sonra gelmektedir. Ancak Çin Seddi,  Diyarbakır surları kadar üzerindeki yazıtları, burçları ile bezemeleri yönünden görkemli değildir. Diyarbakır Surları Bazalt Taştan, Çin Seddi ise ahşaptan yapılmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günümüzde bir açık hava müzesi konumunda olan Diyarbakır sur ve kaleleri Roma döneminden sonra bölgeye egemen olan Bizans, Abbasi, Mervan, Selçuklu, Artuklu, İnallı, Nisanlı, Eyyubi, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde de önemini korumuş ve yeni eklemeler yapılarak onarılmıştır. Ancak yapılan bütün bu onarım ve korumaya karşılık ana mimari özelliğini kaybetmemiştir. Bununla beraber her dönem kendi özelliğini de buraya yansıtmıştır. Nitekim burçlar üzerinde değişik dillerde yazılmış kitabeler, güneş, yıldız, çift başlı kartal, aslan, kaplan, boğa, at ve akrep gibi kabartma motifler de bunu açıkça göstermektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır sur ve kaleleri, Diyarbakır’ın yakınındaki Karacadağ’dan getirilen bazalt bir tabaka üzerine yine bazalt taşlardan yapılmıştır. Bu surların uzunluğu yaklaşık 5.700 m. olup, yükseklikleri 8-12 m. arasında değişmekte, genişliği de 3-4 m.dir. Surlar üzerinde yuvarlak, dörtgen, beşgen, altıgen şekillerinde 82 burç yapılmıştır. Bu surlar Dağ Kapısı (Harput Kapısı), Urfa Kapısı (Rum veya Halep Kapısı), Mardin Kapısı (Tell Kapısı) ve Yeni Kapı (Satt veya Dicle Kapısı) isimli dört ünlü kapısı bulunmaktadır. Bu kapılar daha çok Mezopotamya’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Diyarbakır’a giriş ve çıkışların kontrol altında tutulmasında önemli rol oynamıştır. XIX.yüzyılın başlarına kadar sur kapıları güneşin doğuşu ile açılır, güneşin batışı ile kapanırmış. Kapılar kapanınca kimse ne içeri girebiliyor nede dışarı çıkabiliyormuş. 1853 yılında Diyarbakır’ı ziyaret eden gezgin H.Petermann’ın anılarında; güneş battıktan sonra Diyarbakır’a ulaştığı, kapıların kapalı olması nedeniyle sur dışında sabaha kadar beklemek zorunda kaldığını yazmıştır.  İki silindirik burcun arasında bulunan Dağ Kapısı’nın (Harput Kapısı) üzerinde Roma İmparatoru Valentininaus’un Latince, Bizans İmparatoru II.Teodosius’un Grekçe kitabelerinin yanı sıra Abbasi ve Mervani dönemlerine ait onarım kitabeleri yer almaktadır.Bu kapı iki katlı olup, alt katta Mervani döneminde yapılan bir mescit bulunmaktadır. Günümüzde Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mardin Kapısı (Tell Kapısı) Halife Murtezid Billah’ın Diyarbakır’ı ele geçirmesinden sonra burasının asilerin barınağı olarak kullanılmasını önlemek amacı ile surların güney tarafını yıktırmıştır. Bu bölümde bulunan kapı üzerindeki kitabeye göre; 909-910 tarihlerinde Halife Muktedir Billah ve veziri Ali bin Muhammed’in yardımlarıyla, Cerceralı İshak oğlu Yahya’nın idaresinde Cemil oğlu Diyarbakırlı mühendis Ahmet tarafından onarılmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Surların doğusundaki Yeni Kapı (Dicle Kapısı) 1240-1241 tarihlerinde Bizans döneminde yapılmış, basık kemerli tek girişli bir kapıdır.Surların batısında bulunan Urfa Kapısı (Rum Kapısı) üç girişli olup, V.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kapı üzerindeki bir kitabeden Artuklu döneminde Sultan Mehmet tarafından onarıldığı ve üzerinde insan ve hayvan figürlerinin bulunduğu demir kapı kanatlarının buraya eklendiği öğrenilmiştir. Bu kapı diğerlerinden daha farklı ve büyük olup, ortadaki kapı Osmanlı döneminde Saltanat veya Hümayun Kapısı olarak tanınmıştır. Osmanlı padişahları bu kapıdan sefere çıkar ve dönüşlerine kadar da kapının taşla örüldüğü söylenmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedi Kardeş, Evli Beden, Nur, Keçi, Kral Kızı ve Akrep burçları en ünlü kale burçlarıdır. Bu burçların üzerinde çeşitli kabartmalar, hayvan figürleri ve kitabeler başta olmak üzere çeşitli bezemeler bulunmaktadır. Roma ve Bizans dönemine ait yazıt ve figürler daha çok Dağ Kapı’da, Abbasi dönemine ait yazıtlar Dağ Kapı ile Mardin Kapı’da bulunmaktadır. Abbasi dönemine ait kitabelerden birisinde Anadolu’nun bilinen ilk mühendislerinden söz edilmektedir: “Allah adıyla başlarım. Müslümanların emiri imam Cafer el-Muktedir Billah’ın emriyle Cercera’lı İshak oğlu Yahya’nın yönetiminde ve mühendis Cemil oğlu Amid’li Amhed’in gözetiminde yapıldı.” </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır Mervaniler döneminde büyük bir onarım faaliyetine sahne olmuştur. Surların pek çok yerinde de Mervanilerin kitabelerine rastlanmaktadır. Bugün sanat galerisi olarak kullanılan Mervanilerin yapmış olduğu mescit’te şunlar yazılıdır: “Allah’ın mescitlerini, ancak Allaha ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve Allah’tan başkasından kokmayanlar doldurur.”Büyük Selçuklular Dönemi’nden günümüze gelebilen kitabeler daha çok Nur Burcu’nda görülmektedir. Artuklu kitabeleri daha çok Yedi Kardeş, Evli Beden, Urfa Kapı ve İçkale’de görülmektedir. Bu kitabelerin birinde de şöyle denilmektedir: “Yapılmasını efendimiz, bilgin, adil ve mücahid kral, muzaffer ve güçlü insan, dinin ve dünyanın yardımcısı, İslam’ın ve Müslümanların sultanı Sultan Melik Salih emretmiştir.” </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır Surları Eyyübiler döneminde büyük bir onarım görmüştür. Bugün “Hindibaba Kapısı” ile “Dağ Kapı” arasında kalan burç ve bedenlerde Eyyübi’lere ait kitabelere rastlanmaktadır. Bunlardan birisinde; “Eyyüpoğlu Ebubekir’in yükseklikler sahibi Sultan Melik Kamiloğlu, Müslümanların ve İslamın Padişahı, din ve dünyanın yıldızı Ebu’l-fet Eyüp Melik Salih Sultan Efendimiz aziz olsun.” Yazılıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır surlarını daha da gösterişli ve görkemli yapan figürlerin büyük bir kısmı Selçuklu ve Artuklu dönemlerine aittir. Bu figürlerin çoğunda Şamanizm’in etkisi görülmekte olup, Orta Asya sanatı ile İslam sanatı burada bir karışım halindedir.Sur duvarları arasında bulunan 82 burçtan çoğu yuvarlaktır. Bazıları da 6 veya 4 köşelidir. Şehrin Dicle vadisine bakan ve savunması daha kolay olan cephelerindeki burçlar daha çok 4 köşeli ve seyrektir. Dağ Kapı isle Urfa Kapısı arasında kalan ve saldırıya açık olan bölgedeki burçlar daha sık ve yuvarlaktır. Ayrıca bunlar takviye duvarları ile daha da sağlamlaştırılmış olup, Artuklu döneminde buraya eklenen burçlar büyüklük ve taş bezeme yönü ile de diğerlerinden ayrılmaktadır. <br />
<a href="http://hizliresim.com/ld9dnb" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/ld9dnb.jpg" alt="[Resim: ld9dnb.jpg]" class="mycode_img" /></a></span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burçlar genellikle iki katlı, bazıları da üç veya dört katlıdır. Bunların alt katları depo ve ambar olarak, üst katları da savunma amaçlı kullanılmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evlibeden Burcu ile Yedi Kardeş Burcu surların güneyinde yer almakta olup, 1208 yılında Artuklu hükümdarı Melik Salih adına Mimar Caferoğlu İbrahim tarafından yapılmıştır. Silindirik yapısı, onu çevreleyen kitabesi, çift başlı kartal, kanatlı aslan kabartmalarıyla oldukça görkemli olan Ulu Beden Burcu ile Yedi Kardeş Burcu plan ve bezeme yönünden birbirine benzemektedirler. Bu burçlarla ilgili bir de efsane vardır: <br />
Bu efsaneye göre devrin hükümdarı bir yarışma düzenlemiş ve bu burçların bulunduğu yerde planlarını da kendisinin çizdiği, çok sağlam ve çok yüksek iki ayrı burç yapılmasını istemiştir. Diyarbakır’da bu işi başarabilecek iki kişi varmış. Bunlardan biri usta, diğeri de onun kalfası imiş. Ustanın dileği ustalığını bir kez daha göstermek; kalfanınki ise ustasını geçmekmiş. Usta Yedi Kardeş’ler Burcu’nu, kalfa da Evli Beden Burcu’nu yapmıştır. Burçların yapımı tamamlanınca hükümdar kalfanın burcunu daha çok beğenmiş, buna çok üzülen usta da kendini burçlardan aşağıya atmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diğer bir efsaneye göre ise, düşmanlar Diyarbakır’ı kuşatmış, günler süren çatışmalardan sonra yedi kardeşin savunduğu burç dışında tüm kent düşmüştür. Kenti kuşatan kral anlaşmak için kardeşlere bir elçi yollamıştır. Yedi kardeş elçiye teslim olma koşullarını şöyle iletmişlerdir; Burcu teslim almaya kral ve komutanlar gelecek ve teslim olduklarında yedi kardeşin canları bağışlanacaktır. Kral kardeşlerin koşullarını kabul etmiş ve komutanlarıyla birlikte burca girmiştir. Ancak onlar içeri girer girmez yedi kardeş barut deposunu havaya uçurmuşlardır. Patlamayla birlikte kral, komutanları ve yedi kardeş ölmüş, şehir de kurtulmuştur. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mardin Kapısı’nın doğusunda, yontulmuş kaya kütlesinin üzerinde yer alan Keçi Burcu surların en eski ve en büyük burcudur. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen bu burcun üzerinde, 1223 yılında Mervanoğlu tarafından onarıldığını belirten bir kitabe bulunmaktadır. On bir kemerli bu burcun bir dönem mabet olarak kullanıldığı sanılmaktadır.Yedi Kardeş Burcu’na bitişik olan Nur Burcu Selçuklu döneminin en güzel eserlerinden biridir. Bu burç, 1268 yılında Selçuklu Hükümdarı Melik Şah tarafından yaptırılmıştır. Duvarlarında kabartma halinde koşan at, aslan, geyik ve kadın figürleri işlenmiştir. Ayrıca burada İslam ikonografisinde ender görülen “çıplak kadın” kabartmasının işlenmiş oluşu dikkat çekicidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır surları birçok kuşatmalarda, istilalarda tarih boyunca önemli rol oynamıştır. 1930’lu yıllarda Diyarbakır’ın hava alabilmesi için bu surların yıkılması yönünde bir görüş ortaya atılmış ve şehir valisi bu surları birkaç yerden yıkmaya çalışmışsa da 1932 yılında buraya gelen Prof.Dr.Albert Gabriel ve şehir aydınlarının çabaları sonucunda bu yıkım engellenmiştir. <br />
XX.yüzyılın ikinci yarısından sonra Diyarbakır nüfusunun sur içerisinden dışarıya taşması ile Diyarbakır’ın tarihi ve mimari dokusu yozlaşırken bundan en çok da surlar ile sur içerisindeki evler ve sokaklar etkilenmiştir. Özellikle surların Mardin Kapısı ile Urfa Kapısı arasında kalan dış bölümleri, Mardin Kapısı ile İçkale arasındaki bölümler tahribata uğramış ve bu bölgeler gecekondu yapılanması ile karşı karşıya kalmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günümüzde Diyarbakır Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Çekül Vakfı’nın imzaladığı bir protokol ile “koruma projesi” hazırlanmıştır.Diyarbakır Kalesi’nin hangi tarihte yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Dicle Nehri’nin 100 m. kadar yükseğindeki Fis Kayası, İçkale’nin ilk yerleşme yeri olduğu düşünülebilir. Ayrıca bu bölgede Huriler zamanında da bir kale yapıldığı sanılmaktadır. MS.349’da Roma imparatoru II.Constanius bu kalenin etrafını surlarla çevirmiştir. <br />
<a href="http://hizliresim.com/YDJDYl" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/YDJDYl.jpg" alt="[Resim: YDJDYl.jpg]" class="mycode_img" /></a></span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyarbakır Kalesi, Dışkale ve İçkale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Diyarbakır’da hüküm süren devletler bu kaleyi onarmıştır. Bu bakımdan kalede her dönemin izlerine rastlanmaktadır. <br />
Dışkale’nin kuzeydoğu köşesinde İçkale bulunmaktadır. Bu kale de surlarla çevrilmiştir. İçkale içerisinde Virantepe denilen yerde surlarla çevrili bir bölüm daha bulunmaktadır. Virantepe’de yapılan kazılar XIII.yüzyılda Artukoğulları döneminde bir saray yapıldığını ortaya çıkarmıştır. İçkale Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1524-1526 yıllarında genişletilmiş, on altı burç ile iki kapı eklenmiş ve surlarla çevrilmiştir. Bu kalenin fethi Oğrun, Saray ve Küpeli isimli kapıları Diyarbakır şehrine açılmaktadır. 2015 yılında Diyarbakır Surları Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alındı.<br />
<a href="http://hizliresim.com/LyEyBG" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/LyEyBG.jpg" alt="[Resim: LyEyBG.jpg]" class="mycode_img" /></a>  </span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarihte Bugun]]></title>
			<link>http://forum.ozlemsohbet.com/konu-tarihte-bugun.html</link>
			<pubDate>Fri, 18 Nov 2016 08:39:14 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.ozlemsohbet.com/member.php?action=profile&uid=152">HeLLSinG</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.ozlemsohbet.com/konu-tarihte-bugun.html</guid>
			<description><![CDATA[18/11/1583<br />
<br />
Galata'daki Saint Benoit Kilisesi'ne yerleşen Cizvitler, St. Benoit mektebini açtı.<br />
<br />
18/11/1601<br />
<br />
Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Haçlı ordusunu yenerek Kanije zaferini kazandı.<br />
<br />
18/11/1865<br />
<br />
Mark Twain'in ilk öyküsü yayımlandı.<br />
<br />
18/11/1912<br />
<br />
İstanbul'da kolera salgını başladı.<br />
<br />
18/11/1928<br />
<br />
Walt Disney'in yarattığı çizgi film Mickey Mause'un  ilk gösterimi yapıldı.<br />
<br />
18/11/1931<br />
<br />
Japonlar, Mançurya'yı işgal ettiler.<br />
<br />
18/11/1933<br />
<br />
İstanbul Darülfünunu ''İstanbul Üniversitesi'' olarak açıldı.<br />
<br />
18/11/1945<br />
<br />
''Doğan Kardeş Sanat Müsamereleri''nin ilki Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu'nda yapıldı.<br />
<br />
18/11/1951<br />
<br />
Perihan Sanerk, Emniyet Müdürlüğüne yükselen ilk kadın oldu.<br />
<br />
18/11/1952<br />
<br />
Fransız şair Paul Eluard öldü.<br />
<br />
18/11/1967<br />
<br />
Türk jetleri Kıbrıs üzerinde alçaktan uçtu. BM Barış Gücü denetimindeki Erenköy bölgesinde Türkler ile Rumlar arasında çıkan çatışma 7 saat sürdü.<br />
<br />
18/11/1976<br />
<br />
İspanya'da 37 yıllık diktatörlüğün ardından demokrasinin kurulması kararı alındı.<br />
<br />
18/11/1983<br />
<br />
BM Güvenlik Konseyi, KKTC'yi tanımadı.<br />
<br />
18/11/1990<br />
<br />
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) toplandı; Paris Sözleşmesi imzalandı.<br />
<br />
18/11/1992<br />
<br />
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu kabul edildi.<br />
<br />
18/11/1999<br />
<br />
İstanbul'daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi'nde, Bakü-Ceyhan petrol boru hattı ve Hazar geçişli doğal gaz projelerine ilişkin anlaşmalar imzalandı.<br />
<br />
18/11/2000<br />
<br />
Türk sanat müziğinin ünlü ismi,  Yıldırım Gürses kalp yetmezliğinden öldü.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[18/11/1583<br />
<br />
Galata'daki Saint Benoit Kilisesi'ne yerleşen Cizvitler, St. Benoit mektebini açtı.<br />
<br />
18/11/1601<br />
<br />
Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Haçlı ordusunu yenerek Kanije zaferini kazandı.<br />
<br />
18/11/1865<br />
<br />
Mark Twain'in ilk öyküsü yayımlandı.<br />
<br />
18/11/1912<br />
<br />
İstanbul'da kolera salgını başladı.<br />
<br />
18/11/1928<br />
<br />
Walt Disney'in yarattığı çizgi film Mickey Mause'un  ilk gösterimi yapıldı.<br />
<br />
18/11/1931<br />
<br />
Japonlar, Mançurya'yı işgal ettiler.<br />
<br />
18/11/1933<br />
<br />
İstanbul Darülfünunu ''İstanbul Üniversitesi'' olarak açıldı.<br />
<br />
18/11/1945<br />
<br />
''Doğan Kardeş Sanat Müsamereleri''nin ilki Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu'nda yapıldı.<br />
<br />
18/11/1951<br />
<br />
Perihan Sanerk, Emniyet Müdürlüğüne yükselen ilk kadın oldu.<br />
<br />
18/11/1952<br />
<br />
Fransız şair Paul Eluard öldü.<br />
<br />
18/11/1967<br />
<br />
Türk jetleri Kıbrıs üzerinde alçaktan uçtu. BM Barış Gücü denetimindeki Erenköy bölgesinde Türkler ile Rumlar arasında çıkan çatışma 7 saat sürdü.<br />
<br />
18/11/1976<br />
<br />
İspanya'da 37 yıllık diktatörlüğün ardından demokrasinin kurulması kararı alındı.<br />
<br />
18/11/1983<br />
<br />
BM Güvenlik Konseyi, KKTC'yi tanımadı.<br />
<br />
18/11/1990<br />
<br />
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) toplandı; Paris Sözleşmesi imzalandı.<br />
<br />
18/11/1992<br />
<br />
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu kabul edildi.<br />
<br />
18/11/1999<br />
<br />
İstanbul'daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi'nde, Bakü-Ceyhan petrol boru hattı ve Hazar geçişli doğal gaz projelerine ilişkin anlaşmalar imzalandı.<br />
<br />
18/11/2000<br />
<br />
Türk sanat müziğinin ünlü ismi,  Yıldırım Gürses kalp yetmezliğinden öldü.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarihteki En Başarılı 10 Komutan]]></title>
			<link>http://forum.ozlemsohbet.com/konu-tarihteki-en-basarili-10-komutan.html</link>
			<pubDate>Thu, 17 Nov 2016 19:28:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.ozlemsohbet.com/member.php?action=profile&uid=152">HeLLSinG</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.ozlemsohbet.com/konu-tarihteki-en-basarili-10-komutan.html</guid>
			<description><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/BPeVs1fPvmY" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/BPeVs1fPvmY" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Taarihten Sevdiğiniz Kahramanlar]]></title>
			<link>http://forum.ozlemsohbet.com/konu-taarihten-sevdiginiz-kahramanlar.html</link>
			<pubDate>Sun, 06 Nov 2016 07:24:19 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.ozlemsohbet.com/member.php?action=profile&uid=1">Jiyan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.ozlemsohbet.com/konu-taarihten-sevdiginiz-kahramanlar.html</guid>
			<description><![CDATA[Hadi tarih bilğimizi geliştirelim birlikte  tarihte sevdiğiniz kahramanların kısaca hakkında bilgiler yazın<br />
<br />
Hz.hamza şehitlerin efendisi peygamber efendimizin amcası aslan avcısı korkusuz cesur kendisine uhud savaşında <br />
savaş esnasında ben allahın aslanıyım demiştir<br />
<br />
Herodot tarihin babası olarak bilinir tarihi ilk anlatan kişidir.<br />
<br />
Spartaküs köle bir halkı özgürleştiren köle bir ordu ile roma ordusuna karşı savaşmıştır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hadi tarih bilğimizi geliştirelim birlikte  tarihte sevdiğiniz kahramanların kısaca hakkında bilgiler yazın<br />
<br />
Hz.hamza şehitlerin efendisi peygamber efendimizin amcası aslan avcısı korkusuz cesur kendisine uhud savaşında <br />
savaş esnasında ben allahın aslanıyım demiştir<br />
<br />
Herodot tarihin babası olarak bilinir tarihi ilk anlatan kişidir.<br />
<br />
Spartaküs köle bir halkı özgürleştiren köle bir ordu ile roma ordusuna karşı savaşmıştır]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>